25 Eylül 2008 Perşembe
zaman, mekan ve çocuk(luk) sorunsalı
ben sadece bi insan(ı) görmeye çalışmıştım.. insan görünümündeki bir varlığın içindeki insanı.
bazı şeyler oluyor, bazı şeyler başlıyor, bazı şeyler bitiyor, bazı şeyler öl(dürül)üyor,bazı zamanların sonuna geliniyor ve ben hiç birini umursamıyorum. neden peki? bu ruhsuzluktan korkmalı mıyım? neden hiçbir şey bu kadar da umrumda deil?
belki de büyüyorum.. ya da belki de, sadece üşüyorum.. hayatın gerçekleriyle yüzleştikçe üşüyorum, üşüyorum..
pies: Büyümek dedikleri aslında hep bu korkunç boşlukta hep üşümektir, hep üşümektir... Hep üşümek... Hep üşümek...
3 Eylül 2008 Çarşamba
pandora ölsün
ağlamak istersin bazen ama ağlayamazsın bir yumru gelir sıkar boğazını. titreyerek uyanırsın uykulardan, tedirgin, ürkek, ne(y)den korktuğunu bilmeksizin, sadece bi ürperti.. ya da sanrısı.. sanrıların vardır evet, bazı zannetmelerin, yolunu değiştirmek istersin kurtulmak istersin tüm zan(lı)lardan."ben yolumu değiştirdim" desem 41 kere, değişir mi acaba? tüm yollar nereye cıkar? bir rüya olsa, korkmadan uyansan, hayat bu kadar da basit deilmiş desen, sadece bir rüyaymıs desen.. bir tavsanın dişleri arasıdan cekilen (iyi) niyet misali, hayat gercekten bu kadar garip bir yer mi?? süslü bir hediye paketini açıp içinden çıkan boşluğu izlemek, koca bir boşluk, koskocaman bir boşluk.. anlamsız.. anlamsızlık.. yüklenen anlamların anlamsızlığıyla yüzleşmek.. tüm iyiniyetlerini doldurup o paketin içine atmak gerekir sonu olmayan bir kara delikten aşağı.. ki bi daha çıkamasınlar. (dinlemek lazımdı hermes'i..)
"bazı şeyler olur, bazı şeyler olduğu için bazı şeyler ölür. hiçbirşeylereyse hiçbişey olmaz.. ben o hiçbişeylerimi arıyorum.."
bir nevi pandora