tarihlerle cok da bi problemim olmadı benim aslında. zamanı severdim. zaman sıkıstırmazdı eskiden, şimdiki gibi. şimdiki zamanla gecmiş zaman arasında bi fark yoktu mesela. olsa olsa -di'li gecmiş zamandamıyım yoksa -miş'li gecmiş zamandamıyım diye düşünür, çok da önemsemezdim bi taraftan hangisinde olduğumu. eskiden mesela ben, bi önceki senenin her hangi bir günün herhangi bir saatinin herhangi bir dakikasında ne yaptığımı söyleyebilirdim. bi yandan bu kadarda hakimdim zamana ve hayata. hayatımın kontrolü benim elimdeydi ve ben neyi, ne zaman, nerede yapmak istersem; o zamanda, orada, o şekilde yapardım. şimdilerdeyse böyle gitmiyor nedense hayat. ne zamanı anlıyorum nasıl da geciyor diye, ne ne yaptığımı farkedebiliorum, ne nerede olduğumu, ne de yanımda kimlerin olduğunu..
ben sadece bi insan(ı) görmeye çalışmıştım.. insan görünümündeki bir varlığın içindeki insanı.
bazı şeyler oluyor, bazı şeyler başlıyor, bazı şeyler bitiyor, bazı şeyler öl(dürül)üyor,bazı zamanların sonuna geliniyor ve ben hiç birini umursamıyorum. neden peki? bu ruhsuzluktan korkmalı mıyım? neden hiçbir şey bu kadar da umrumda deil?
belki de büyüyorum.. ya da belki de, sadece üşüyorum.. hayatın gerçekleriyle yüzleştikçe üşüyorum, üşüyorum..
pies: Büyümek dedikleri aslında hep bu korkunç boşlukta hep üşümektir, hep üşümektir... Hep üşümek... Hep üşümek...
25 Eylül 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
Üşüyorum. Çok üşüyorum. Biraz yürüyeceğim. Biraz daha yürüyeceğim. Yürümeliyim. Ayakta daha az üşüyorum. Ama hala üşüyorum
Yorum Gönder